Yeniden Yorumlamak

Sharing is caring!

Jerry Weintraub, genç bir konser organizatörüydü ve hayatının fırsatını yakalamaştı. Elvis Presley’e bir turne düzenlemeyi teklif etmişti. Turne başarıya ulaşırsa, Weintraub da başarıyı yakalayacaktı. Ama eğer başarısız olursa, meslek hayatı bitecekti. Meteliğe kurşun atmakla kalmayacak, ayrıca yaşanacak fiyaskoyu herkes duyacaktı.

Elvis’in bir tek şartı vardı: “Konserlerimin hiçbirinde tek bir boş koltuk dahi görmek istemiyorum!”

Bu şart, Weintraub’a gayet makul geldi. Aslında daha turne başlamadan, tüm konser biletleri kapışıldı. Bu gelişme üzerine Weintraub, bir de matine düzenlemeye karar verdi. Fakat matinenin sabahında, Elvis’in manejerinin ofisine gittiğinde onu bir sürpriz bekliyordu: Sehpanın üzerinde bir yığın bilet vardı! Manajer, konser gün ortasında olduğu için birkaç yüz biletin satın alınmadığını söyledi. Ve o saniyede Weintraub’un hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti.

Konsere birkaç saat kalmışken boş koltukları nasıl doldurabilirdi?

Sonra Elvis’in talimatını yeniden hatırladı: Elvis, salonu dolduracaksın dememişti, “Boş koltuk görmek istemiyorum” demişti.

Weintraub adamlarını çağırdı ve salonun arkasındaki koltukları söktürdü.

Sonuçta, Elvis sahneye çıktığında tamamen dolu bir salonla karşılaştı.

Bu turne Weintraub’un meslek hayatında dönüm noktası oldu.Sonrasında ABD’deki en büyük konser organizatörü haline geldi.

Yıllar sonra bazı çevre aktivistleri, Kuzey Kutbunda çok başka tür bir problemle yüz yüze geldi. Fok avcıları, yavru fokları sopayla vurarak öldürüyordu, yavru fokların derileri, fok derisinden güzel, yumuşak giyeceklerin yapımında kullanılıyordu. Avcılar hayvanların kafataslarını eziyordu.

Aktivistlerin sorunu bu katliamı nasıl durduracaklarıydı, tek tek engellemenin mümkün olmadığı kadar çok avcı vardı. Ayrıca avcılar son derece sert, vahşi adamlardı.

Aktivistler düşünüp taşınıp şöyle bir yol izlemeye karar verdi: Kuzey Kutbunda dağılarak, her yavru fokun üzerini sprey boyayla boyadılar. Boya yavru foklara zararlı değildi, hemen kuruyordu ve onları rahatsız etmiyordu. Fakat bu boya, onların derisini kullanılmaz hale getiriyordu. Artık avcılar yavru fokları öldürmeyecekti, çünkü derilerini satamayacaklardı.

Jerry Weintraub ve çevre aktivistleri, birbirinden apayrı bağlamlarda aynı şeyi keşfetti: Gerçek yaratıcılık, bir talimatı yerine getirmek için didinmekten doğmaz. Gerçek yaratıcılık, herhangi bir talimatın üzerine çıkıp, farklı bir yanıt bulmakla mümkün olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares