Bahaneye Son.

Sharing is caring!

Jack Brabham, Avustralyalı bir otomobil yarışçısıydı. 1959’da sezonun son yarışı olan Sebring Grand Prix’sinin favorisiydi.

Otomobilinin benzini bittiğinde son turdaydı.

Bu durumda kalan çoğu yarışçı arabadan çıkar, kaskını çıkarır ve öfkeyle çekip giderdi.

Jack Brabham öyle yapmadı.

Grand Prix tarihinde görülmemiş bir şekilde davrandı.

Otomobilden çıktı ve aracı arkadan itmeye başladı. Diğer yarışçılar yanından vınlayarak geçerken, Brabham, yarım tonluk metali bitiş çizgisine kadar çeyrek mil boyunca itti ve bitiş çizgisine kadar çeyrek mil boyunca itti ve bitiş çizgisine geldiğinde yere yığıldı. Kendisini ayılttıkları zaman, yarışı dördüncü olarak bitirdiğini gördü ve bu, kendisini Dünya Şampiyonu yapmaya yeterliydi.

Brabham yarışı en iyi otomobildeki en havalı yarışçı olduğu için kazanmadı, ne de pes ettiği için. Kendine acımadı ya da kötü talihine yanmadı.

Yarışı, kimsenin yapmadığı ve düşünemediği bir şey yaparak kazandı. Kurallar, otomobilin ve sürücünün bitiş çizgisini geçmek zorunda olduğunu söylüyordu, sürücünün o sırada aracın içinde oturması gerektiğini değil. Dolayısıyla Jack Brabham, kuralların ötesinde düşündüğü için Dünya Şampiyonu oldu. Ertesi yıl yine şampiyonluğu aldı.

Gelmiş geçmiş en iyi yarışçılardan biri olan Stirling Moss, bir keresinde otomobilin aksının kırıldığını ve yarışa başlayamadığını, Jack Brabham’ın, yedek aracının aksını kendisine verdiğini anlatmıştı. Ve bunu, Moss’un kendisinden daha iyi bir yarışçı olduğunu bildiği halde yapmıştı. Daha sonra yarışta Brabham, Moss’un önüne geçti ve her turu Moss’tan tekerlek farkıyla önde döndü. Moss’un yüzü renkten renge giriyordu ama Brabham kazandı.

Moss’un dediği gibi, Brabham sıra dışı bir centilmendi, ama bunun yanı sıra çok sıkı bir yarışçıydı.

Jack Brabham, kullandığı arabanın daha iyisini yapabileceğini söylemişti.

Böyle bir şeyi herkes söyler, ama fark şu ki, Brabham bunu gerçekten de yaptı!

1996’da ikinci kez dünya şampiyonu olmakla kalmadı, yarışı kendi imal ettiği aracıyla kazandı. Yani hem diğer yarışçıları mağlup etmiş oldu hem de tüm otomobil şirketlerini.

Böyle bir şeyi ne önce ne de sonra hiç kimse yapmadı.

Bir sonraki yıl, ürettiği otomobil, Constructor’s Championship’i tekrar kazandı.

O yıl, Brabham’ın yarışmak için çok yaşlı olduğunu söylendi.

O da, Zandvoort Grand Prix’nin başlangıcında, piste uzun bir takma sakal ve elinde bir bastonla çıktı.

Sonra otomobiline atladı, dünyanın en iyi yarışçılarını geride bıraktı ve üçüncü kes dünya şampiyonu oldu.

Yani dünyadaki en iyi yarışçıları üç kez, dünyadaki en iyi yarış otomobillerini de iki kez yendi.

En sevdiğim sözlerden biri şudur: “Ya istediğini alırsın ya da sahip olmadıkların için akıllıca gerekçeler üretirsin.”

Jack Brabham aklını gerekçe üretmek için kullanmadı. Ne yaptıysa akıldışı davranarak yaptı!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares